İstemem ki Dimeşk camisinin yanında bir ticarethanem olsun ve hergün Allah yolunda tasadduk edeceğim 50 dinar kazanayım da cemaatle namazı kaçırayım. Allah’ın helal kıldığını haram kılmak için söylemiyorum ama Allah’ın haklarında *”Öyle yiğitler ki (Allahı tesbih ederler) ki, ne ticaret ne de alış veriş onları Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.”*(Nur, 37) dediği kimselerden olamamaktan korktuğum için. İbn Kesir, 6/127

EŞ ve ÇOLUK ÇOCUĞUN HAKKINI EDÂ ETMEK KAYDIYLA…
İmam A’meş, Hayseme’den aktarıyor: Ebu’d-Derdâ dedi ki:
“Ben İslam gönderilmeden önce tâcirdim. Ne zaman ki İslam geldi, ticâret ile ibâdeti birlikte yaptım, ancak her ikisi birlikte olmadı. Bunun üzerine ticareti bıraktım, kendimi ibâdete verdim.”
(İbn Sa’d, et-Tabakât 7/391; İbn Asâkir, Târîhu Dımeşk, 47/107-108)
Ebu’d-Derdâ’nın biyografisinde bu bilgiyi kaydeden Hâfız ZEHEBÎ, hemen akabinde şöyle der: “En faziletli olan bu ikisi (ibadet ve ticâret) ile birlikte cihadı da cem etmektir. Ebu’d-Derdâ’nın bu söylediği, Seleften ve Sûfîlerden bir gurubun izlediği yoldur. Hiç şüphesiz bu hususta insanların mizaçları birbirinden farklıdır. Öyle ki bazıları bunları birlikte yapmaya güç yetirir: Ebu Bekir es-Sıddîk ve Abdurrahman b. Avf gibi… Yine aynı şekilde İbnu’l-Mübârek’in olduğu gibi…
Kimileri ise bunları birlikte yapmaktan aciz kalır, güç yetiremez ve sadece ibâdete kendini vermek ile yetinir. Bazısı da başlangıçta buna güç yetirir, sonra aciz kalır. Yahut bunun aksi olur. Bunların hepsi de makbuldür. ANCAK (tüm bunları yaparken) MUTLAKA HANIMIN VE ÇOLUK ÇOCUĞUNUN HAKLARININ YERİNE GETİRİLMESİ GEREKİR.” (Zehebî, Siyeru A’lâmi’n-Nübelâ, 2/338)

