Çok güzel bir kaide. Üzerine icma edilen meseleleri inkar edenlerin tekfiri meselesi, mutlak değildir. Bu, sarih nas olan (Kur’an ya da tevatür sünnet), ümmetin üzerine icma ettiği avamın ve alimin kendisinde müşterek olduğu İslam’ın zahir meseleleri hususundadır. Alimlerin icma ettiği lakin avamın bilmediği hususlarda durum farklıdır. Buna miras ahkamı hususunda icma edilen şeyler örnek olarak verilebilir. Burada her ne kadar icma varsa da, inkarı direk tekfir sebebi sayılmaz. Hakeza muhdes meselelerde böyledir. Muhdes bir mesele de bir belde halkı icma ederse, orada hilaf direk tekfiri gerektirmez. Ravdat’ut-Talibin 2.cilt syf 146

Çok güzel bir kaide. Üzerine icma edilen meseleleri inkar edenlerin tekfiri meselesi, mutlak değildir. Bu, sarih nas olan (Kur’an ya…
Paylaş

Ömer: Ey Allah’ın resulu dua et de Allah ümmetine genişlik versin. Zira Rum ve Farisler inanmadıkları halde genişlik içindeler. Resulullah “Ey Hattab’ın oğlu, şüphen mi var? Onlar karşılıkları dünyada acele olarak verilmişlerdir. ” Ömer “benim için bağışlanda dile ey Allah’ın elçisi”

Paylaş

Zannedildiği gibi kelam imanı kuvvetlendirmez. Aksine zayıflatır. Zira tartışma bağlanma gücünü azaltır. Teslimiyet ise artırır. İmanı kuvvetlendiren üzerine bina edilen ameldir. Kişi amel işledikçe iman ettiği şeyler iyice yerleşir.Bunu çok iyi kavrayan selef, kelamı zemmetmiş ve amele yönlendirmiştir. Kişiye bedbahtlık olarak kelamla iştigal ettiğinden dolayı amelden geri kalması yeter.

Zannedildiği gibi kelam imanı kuvvetlendirmez. Aksine zayıflatır. Zira tartışma bağlanma gücünü azaltır. Teslimiyet ise artırır. İmanı kuvvetlendiren üzerine bina edilen…
Paylaş